Thursday, February 22, 2018

Kendime Geldim

Başına hatrı sayılır olay gelmiş, Azrail'le bir dönem ailecek birbirimize oturmaya gitmeli bir ilişki kurmuş biri olarak iyileşmenin her çeşit yöntemini denedim. Psikologundan astrologuna, nefesçisinden üfürükçüsüne, kişisel gelişimcisinden yaşam koçuna pek çok kapıyı çaldım, fayda gördüklerim de oldu, "bu ne hokkabazlık" dediklerim de... Kendini tanıma süreci dipsiz bir kuyu, "ben tamamım artık, hepsini öğrendim, oldum ben" demek mümkün değil, ancak zamanla daha dengeli olunabildiğini, kendimle ilgili, hayatımla ilgili isteklerimi, arzularımı, hayallerimi daha net seçebildiğimi görüyorum. Ya da belki ben öyle sanıyorum, ne de olsa her gün yeni bir gün ve her yeni günde sen de yeni bir sensin.
Yıllar önce yazmayı bıraktığım ve unuttuğum bu blog, bugün yepyeni bir fikirmiş gibi geldi yine aklıma. Bir süredir kendi kendime yazdığım ve yazmanın bana iyi geldiğine karar verdiğim bu dönemde, "niye blog yazmıyorum? ha dur, benim bir blogum var zaten" tadında minik bir Evreka! yaşayınca her şeyin başladığı bu yere geri döndüm. Kimse okumasa da ben okurum, olsun...

Wednesday, February 4, 2015

Yanıyorum Sönüyorum

Son zamanlarda normlarımın anormalleştiğini fark ediyorum... Anlattıklarımın meğerse ne kadar acaip olduğunu karşımdakinin gözlerinden görüyorum. Babamın ölümü yüzyıllar önce gibi artık, alışmışım... Geçirdiğim kaza ise son derece basit bana göre; bir yanmışım, bir sönmüşüm... Kardeşimin ölümü hala taze ama, ona da mı alışıyorum? Hele hele "çok şükür, daha beterleri de var" dediğimde kim bilir dinleyenler "daha ne olsun" diyordur belki, kim bilir...
Kardeşimin 7 günü dolar dolmaz, 8. gün teyzemin öldüğünü söylemiyorum bile mesela, bana göre teferruat. Kedimin öldüğündense bahsetmiyorum bile. "Kalçamı kırdım neyse ki, daha kötüsü de olabilirdi" diyorum, "boşver, böyle geçici şeyler olsun" diyorum geçende patrona, "daha ne olsun?" diyince kendime geliyorum, evet ya, bayağı ciddi birşey aslında, di mi?.. Sizin de hayatlarınız böyle değil mi olm, beni mi kandırıyorsunuz?!
Ben galiba tatlı tatlı deliriyorum...

Sunday, November 23, 2014

Paralel Evren

Merlot'm camdan paralel evrene geçti. Oranın güzel bir yer olmasını ümit ediyorum çünkü kıymetlilerim orada epey kalabalık oldular... Rüyamda kardeşimle Merlot bir aradaydı, oysa bu dünyada hiç tanışmadılar. Galiba artık kedim Ceki'min kucağında uyuyacak.
Herkes bir an önce yeni bir kedi almamı söylüyor; belki de haklılar. Öte yandan, hemen yenisini almak bana biraz, nasıl söylesem, kelimesini bulamadım ama işte şey geliyor... Yani tabi, yenisi de çok şirin olacak ve bana iyi gelecek ve beni güldürecek falan filan ama işte... Bunun yeni bir ceket almaktan farkı olmalı. Ya da yeni bir çift ayakkabıdan. Ya da falan filan işte...
Keşke ölen kardeşin, ya da ölen babanın da yenisini alabilsek...

Monday, November 10, 2014

2 Kişilik Kocaman Paramparça Bir Aile

Bugün annemin doğumgünü. Kardeşimin ve babamın eksikliğini hissettirmemeye, anneme kocaman bir aile olmaya çalışıyorum ama bence yemedi...

Sunday, October 19, 2014

2. Üründe %50 İndirim

Mezar taşı yaptırıyoruz bu ara. Bunda pek gülünecek birşey yoktur genelde... Ama mevzu benim etrafımda olunca muhakkak evren şakacı davranır, beni tanıyanlar bilir. 
Önce eve bir telefon geldi, "Bayan Lida, siz misiniz?" Hayır, dedim, ben kızıyım. Ha merhaba, başınız sağolsun, ben Arzu. Mezar taşçısıyım. Müsait misiniz? Böyle bir konuşmaya ne zaman müsait olunur bilmiyorum ama birilerinin mezar taşından para kazanıyor olması, onlara "ne yapsın, o da işini yapıyor neticede" anlayışını göstermemi gerektirmiyordu bence. Çok kaba olabilirdim hatta. Dolayısıyla, "hayır" dedim, "müsait değiliz, bizi birkaç ay sonra arayın!" Ben olsam bu cevaptan sonra yerin dibine girer, bir daha da oradan çıkmazdım! Cidden acaip haddini bildirmiştim, aferin bana'ydı! Gerçi arkadaşlarım "niye suratına kapatmadın?" dediler ama ne yapsın, o da işini yapıyor neticede...
Birkaç ay geçti, mezar taşı yaptırmaya müsait olduğumuza karar verdik. Üstü çiçek olsun, altı böcek olsun filan birşeyler konuştuk, sıra geldi paraya, yani çünkü o da işini yapıyor neticede... 
Ticaret dediğin pazarlıksız olmaz, çünkü ölmek çok pahalı, hem maddi hem manevi. Ama dedik bak biz 2 tane yaptıracağız, ona göre bir fiyat ver. Maksat ayağımız alışsın. Cidden epey bir indirim yaptı, bence bizde gelecek gördü; yani ya da pek gelecek görmedi, kararsızım. Fakat şu an yaptırılmakta olan 2 taşım ve ihtiyaç halinde tavsiye edebileceğim uygun bir mezar taşçım var, duyduk duymadık demeyin!

Sunday, May 4, 2014

Hauri

Ben bir rüya gördüm... Japonca bir rüya. Haouri diye bir kelime ile bitti tam uyanırken. Bu Haouri'nin kesin dedim bir anlamı var, belki de haouri.co.jp diye site vardır diye ilk onu arattım, bulamadım. Sonra kelime ile aratayım bari dedim, bir sürü kimono sitesi çıktı. Haouri bir kimono çeşidiymiş gençler. Üstelik düğünlerde giyilen cins kimono. Ulan dedim yoksa bir Japon koca mı alıyorum... Evren bana rüyalarım aracılığıyla birşey demeye çalışıyordu kesin ama benim kalın kafam bunu almıyor muydu yoksa...

Haouri diye yazılıp Hauri diye okunduğundan emin olduğum (yani çünkü rüyam öyle diyordu ve biz ondan iyi mi bilecektik) bu kelime benim babamın mezar taşına ilk yazılan isimdi. İsmi Hanri olan babamın ömrü boyunca "aman çocuklar, bir gün bir oğlunuz olursa ona benim adımı koymayın, ben ne çektim bu isimden" demesine rağmen ve iş yerinde Hayri Bey, İtalyan pasaportunda Enrico, yıllar önce Çin'den gelen Hiyar hitaplı faks vb. yetmemiş, omzunda akbabası eksik olan mezar taşçısı, babamın taşına HAURI yazmıştı. Şimdi ben kara mizaha inanmayayım da ne yapayım, söyle bana günlük.

Tuesday, February 11, 2014

Hala Bulamadım...

Bloga "ayna ayna söyle bana" yaklaşımıyla dönmüş bir insan olarak söyleyeyim, bu ibne blog "al canım sana fikir, haydi bak bunu yaz" diye ilham veren birşey değil(miş). "Düşündüm Bulamadım" diye yazı yazınca bir mucize olacak, ne yazacağımı bulucam sandım demek, olmadı. E ama bu biraz da sizin kabahatiniz değil mi? Az yorum yazın, takibe alın filan birşey yapın lan, kime yazıyoruz olm biz bunu?
Bir daha geldiğimde buraları dolu görücem; Entel bacımın dediği gibi, "insan okusun diye yazıyoruz bunları"!